2,5 yaş erkek oyuncağı: Elbette Plan Toys ahşap otopark!

Deniz 2 yaşından beri en çok arabalarıyla oynuyor. Bir aşağı bir yukarı düt düt, vın vın, aman pek eğleniyoruz. Daha önce kitapları, tamir oyuncaklarını, ahşap oyuncaklarını daha çok severdi sanki, şimdi iyice düştü arabalara. Herhalde babası ön koltuğa oturmasına izin verdi, ordan gördü ya, daha da bir hoşuna gitti tahminim. E taksiye biniyoruz, diğer arabalara … Okumaya devam et

Yeni anne, canım anne; emzik candır, korkma!

Deniz doğduktan bir hafta sonra ablam bizdeydi bana yardım etmek için, emzik verelim fikrini ilk o ortaya attı. Ben de o zamanlar bir yerde okumuştum, ilk bir ay vermemek gerekiyormuş meme ile problem yaşamasın diye, istemiyordum vermek. Bir de oldum olası o emzikli görüntüyü sevmem, ne bileyim hiç doğal gelmiyordu gözüme, ağzında kauçuk bir şey, … Okumaya devam et

El-ayak-ağız hastalığı: Allah düşmanımın başına vermesin.

Bu sene kar yağdığı haftanın 3-4 gün sonrası bizim kuzu üşütme sinyalleri vermeye başladı. Burnu akıyordu, en büyük belirtisi de ateşti. Çünkü malum karda çok vakit harcadık, ilk kara çıktığımız gün çok rüzgar vardı. Çok dikkat etmemize rağmen üşüttük diye düşündük. Ateş düşürücü verdim, burnunu serum fizyolojikle temizledik devam ettik. Ancak 2. günden sonra babasıyla … Okumaya devam et

Çocukla gezilebilecek bir müze: Rahmi Koç Müzesi

Haftasonu bir aydır bozuk olan arabamıza nihayet kavuştuk; dolayısıyla dışarı çıkmak farz olmuştu! Hava da güzeldi, daha ne olsun? Rahmi Koç Müzesi Haliç’te, evimize çok yakın zaten ama hiç Denizle bu kadar rahat gezilebileceğini düşünmemiştim. Arabaların, trenlerin, uçakların bir bölümü dışarıda; ilk oradan başladık gezmeye. Bir yolcu uçağının içine girmeyi ihmal etmedi boncuk, arkadaşı Melis’in … Okumaya devam et

Makarna deyip geçme!

1,5 yaşından sonra bizim kuzu müthiş bir yemekle tanıştı : makarna! Ve tabii her çocuk gibi çok sevdi. Çeşit çeşit olması rengarenk olması, kendi başına yiyebilmesi, ve elbette tadı nedeniyle çok sevdi. (sevmeyenini küçük-büyük ben tanımadım zaten) Doğal olarak bu makarnayı nasıl daha besleyici hale getirebilirim telaşına düştüm ve bir ara bizimle çalışan yardımcı ablamızdan … Okumaya devam et

Anne-Baba Kitaplığı : Yiyorum, büyüyorum

Deniz 1,5 yaşını geçtikten sonra artık her yemekten tadma konusunda daha da rahatladım, evde ne pişiyorsa vermeye çalıştım. Ancak çocuk söz konusu olunca insan daha da çeşitli yemek yapmak istiyor, aklına gelmeyen sebzeleri ya da malzemeleri ekleyip daha da besleyici yemekler hazırlamak istiyor. Bir de en önemli sorunum porsiyonlardı, değişik besleyici yemekler yapmak istiyorum, ama … Okumaya devam et

Anne ben “Aç Tırtıl” oldum!

Deniz’in kitaplığından en sevdiği kitabı Eric Carle’in dünya çocukları tarafından da çok sevilen Aç Tırtıl. Öyle naif öyle şeker bir kitap ki Deniz’in kitaplarını yazmaya ondan başlamak istedim. Tam çocuk gözüyle yazılmış, insana umut aşılayan ama aynı zamanda bir çok bilgi veren çok sevimli bir kitap. Her çocuk okumalı bu kitabı mutlaka. Ben 2 yaşındayken … Okumaya devam et

Tiyatrosuz olur mu hiç? Uğur böceği tam bizlik!

Oldum olası tiyatroyu çok severim. Çok hareketli gelir bana, kendimi sinemadan daha fazla kaptırırım, çok etkilenirim. Genco Erkal’ın “Bir delinin hatıra defteri” performansını hala unutamıyorum ya da Mahir Günşıray’ı. Deniz’in de tiyatroyu sevmesini, böyle eğlenceli bir dünya olduğunu görmesini istiyorum. Evimize çok yakın Kağıthane Küçük Kemal sahnesi var, yürüme mesafesinde. Aylardır gitmek istiyorum bugüne kısmetmiş! … Okumaya devam et

Mekan önerisi: Play Barn Levent

Kasım ayından beri haftada bir gün (önce Çarşambaları idi, bu haftadan itibaren Perşembeye döndük) saat 11’de çocukları bir araya getiriyoruz. Son derece pozitif enerjili anneler ve çok tatlı çocuklarıyla tanıştık. İstanbul Avrupa Yakası Montessori Oyun Grupları grubu sayesinde Facebook üzerinden birbirimizi bulduk. Her hafta değişik yerlere gittik, hepsini sırayla yazacağım. Bu grubun Anadolu yakası olanı da var. … Okumaya devam et

Anne-Baba Kitaplığı: Annelik Her Zaman Tozpembe Değil

Hep öğretici kitaplar okuyacak değiliz ya, bu kez en eğlencelisinden bir kitap okudum. Sevgili Blogcuanne Elif Doğan’dan Annelik Her Zaman Tozpembe Değil.  Pek güldüm pek eğlendim okurken. Blogcu anne’yi geçen sene bir seminerde görmüştüm, görmüştüm diyorum çünkü tanışmaya hiç vakit bulamayıp büyük bir hızla eve dönmüştüm (niye öyle yaptıysam, o zaman daha bir suçlu hissediyordum … Okumaya devam et