Şikayet etme; harekete geç!

2 sene önce bir seminere katılmıştım ve zaten farkında olduğum çok önemli birşeyi iyice anlamamı sağladı;  insan şikayet etmekten büyük keyif alıyor, ama mutsuz olduğu şeyi  değiştirmek için hiçbirşey yapmıyor! Çünkü birşeylerin değişmesi için önce bizim değişmemiz gerek. Herşeyle ilgili bir gerçek bu. İşimizle ilgili dır dır ediyoruz: “patronum çok kötü, bana kötü davranıyor, maaşım düşük, hakkımı yiyorlar” gibi Çocuğumuzla ilgili şikayet ediyoruz: “çocuk yemek yemiyor, çok yaramazlık yapıyor, hiç yerinde durmuyor, söz dinlemiyor” vs. vs. Evet bunların hepsi doğru olabilir ama önemli olan bunlara karşı bizim tutumumuz. Evet bunlar hepsi gerçek, bununla ilgili sen ne yapıyorsun?

Hamileliğim çok güllük gülistanlık geçmedi benim, tabii bunda benim herşeyi fazla ciddiye almamın etkisi büyük, şimdiki aklım olsaydı en azından hamilelik sürecimi daha rahat yaşar, stres yapmaya çalışanlara da kulak asmazdım. Hakikaten hamilelik dönemini bir dinlenme ve rahatlama dönemi olarak yaşamak gerekmiş meğerse. O stresli olduğum dönemlerde bir söz okudum ve duvarıma asıp kendimi kötü hissettiğim anlarda onu okuyarak rahatladım:

Tanrım, Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET,

Değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için SABIR,

İkisi arasındaki farkı bilmek için AKIL ver…

O kadar sevdim ki bu sözü… İşle ilgili sıkıntılarım vardı, değiştirebilmek için çaba sarfettim, o zamanki patronlarımla konuştum. Birşey değişmedi ama ben rahatladım o noktadan sonra, en azından ben elimden geleni yaptım. Sonra sabrettim bu değiştiremeyeceğim şeyleri kabul etmek için, ama hiç şikayet etmedim. O anlamda içim hep rahattı, eğer hiçbirşey yapmamış olsam sürekli şikayet edip kendimi mutsuz edecektim.

Çocuğum ile ilgili hiç şikayet etmedim, ve umarım etmeyeceğim de. Çocuğun kendine has bir doğası, alışkanlıkları ve yapısı olabilir, ben onu doğumundan itibaren bir birey olarak kabul ediyorum. Bu yüzden yaptığı hiçbirşeyi sorun etmiyorum. Evet bazı çocuklar yemek yemiyor, daha doğrusu yemek yemiyor değil, belli bir rutinle yiyor, televizyonla yiyor mesela. Bunu bu şekilde kabul edip dert etmemek gerekiyor bana göre.

Deniz 16,5 aylık olana kadar gece 3-4 kere kalktı, bazen saat başı kalktı ama hiç “off çok yoruldum, bıktırdı bu çocuk beni” demedim, hep bir bildiği vardır diye düşündüm, ya midesini bozmuştur ya da diş çıkarıyordur ya da vardır bir sıkıntısı. Onun bu rutinini değiştirmek için elimden gelen birşey yoktu, onu bu şekilde kabul ettim.

Bir kere bile çocuğuma yaramaz demedim, umarım demeyeceğim. (kimsenin de demesine müsade etmiyorum) Bunun onu yaramaz yapacağına inanıyorum, bu şekilde yakıştırmaları hiç doğru bulmuyorum. Benim çocuğum hareketli ve meraklı mesela, asla yaramaz değil! Deniz’in yanında asla olumsuz konuşmuyorum, onu negatif etkileyeceğini düşünüyorum. Biraz da tabii “kendine yapılmasını istemediğin şeyi başkasına yapma” durumu da var.

Demem odur ki, canınızı sıkan şeyi değiştirmek için çaba sarfedin bunun için önce sizin değişmeniz gerekiyor, tutumunuzu değiştirmeniz gerek. Baktınız olmuyor, tatlı canınızı sıkmayın, sabredin 🙂

Haa benim hiç yok mu harekete geçemediğim durumlar? Elbette var; deliler gibi kilo aldım doğumdan sonra. Kilo vermek istiyorum ama bir türlü konsantre olamıyorum, sadece şikayet ediyorum şu anda! Acilen motive olup başlamalıyım kilo vermeye.  “Tanrım, bana cesaret!”

felix-baumgartner-red-bull-stratos-01

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s