Denizle uykularımız nasıl düzene girdi?

Uyku malum en önemli konulardan biri. Yavrular büyüdükçe sürekli değişen bir olay. Deniz doğumundan itibaren geceleri en az 3-4 kere kalkan bir çocuk oldu. Söylediklerine ve okuduklarıma göre bu tamamen karakterle alakalıymış. Ben de öyle olduğuna inanıyorum.

Doğduğu ilk zamanlar gündüz uyutmayı beceremiyordum çocuğu. Bi de çevremdeki sözde “uzman” annelerden yanlış bilgi almıştım. “Gündüz uyutma ki, gece uyusun” gibi. Bu külliyen yanlış bir bilgi, kesinlikle doğru olan “uyku, uykuyu çeker”. Bizden niye farkı olsun ki bebeklerin? İnsanın uyudukça uykusu geliyor bu bu kadar basit. İlk doğduğu zamanlarda hiç uyutamadığımı hatırlıyorum gün içinde, ama zaten buna uğraşmıyordum. Sonra farkettim bunun yanlış olduğunu 20 günden sonra düzene girdik. Her emdikten sonra yani 2-3 saatte bir uykuya dalmaya başladı. Gece uykusu için belli bir saatimiz yoktu. Ancak bir rutin tutturmuştuk: banyo yaptırıyorduk, emziriyordum, uyuyordu ve genelde ben de onunla uyumaya çalışıyordum. Rutin olması hem çocuk için çok kolaylaştırıcı hem anne için. O yüzden tüm uzmanlar bunu öneriyor.

ERS_0853

40 günlükken bir devrim gerçekleştirdik ve Deniz’i yanıma alıp uyumaya başladım. Çünkü sürekli gece kalkıyordum en uzun 2 saat deliksiz uyuyordum ve Deniz de memede uyusa da onu alıp park yatağa koyduğumda uyanıyordu. Farkettim ki yanıma aldığımda uyanmıyor aynen uyumaya devam ediyor. O minik ellerini tutuyordum ve mışıl mışıl uyuyordu melek. Açıkçası düşündüğüm planladığım birşey değildi ama hayatımda en keyif aldığım şeylerden biri onunla uyumaktır. Bir melekle uyanmak, o masum tatlı yüze bakarak uyanmak, mutlu ve gülerek uyanmak harika birşey.

İlk ayımızdan sonra 6 ayına kadar rutinimiz bu şekilde devam etti. Gündüz en az 2 uyku uyuyordu. Sabah 10 gibi uyuyordu bir de öğlen 15 gibi. Uzun uzun 1,5-2 saat şeklinde uyuyordu genelde de yanında ben.

Kış gelip her gün banyo yaptırmayınca bizim ritüel bozuldu tabii. Akşamları arabayla sallama konusunda babası yardımcı olmaya başladı. Pusete koyuyorduk yavruyu, ileri geri sallıyorduk. Karanlıkta uyutmak gerekiyor bir de bebekleri. Yatak odasının sessiz, uyumaya uygun sıcaklıkta ve karanlık olması tercih nedeni. Büyüme hormonu karanlıkta daha iyi üretildiğinden ışıkları kapatmaya alıştık. Uykuya geçtikten sonra yatağa alıyordum.

Sonra çalışmaya başladım uykuların süresi kısaldı ama sayısı 3’e çıktı. Önce sabah 9-9:30 gibi, sonra 13 gibi, ardından 16:30 gibi uyuyordu. Ben işten geldiğimde genelde uyanık ve emmeye hazır bekler durumda oluyordu. O kavuşma anları ne güzeldi, şimdi aklıma geldi de! Akşam özlem gidermemiz biraz zor olduğundan uykular 22:30, 23:00’e uzamaya başlamıştı ve benim bir türlü düzene sokamayışımdan. Herşey ben çalışmayı bırakınca ve yavru 11 aya geldiğinde düzeldi. 

14 aya kadar şöyle bir düzen tutturduk: gündüz sadece 2 uyku. Sabah 11:30’da uyuyordu 13:30’a kadar sonra 17:30’da uyuyordu 18:30’a kadar. Akşam da 21:30’da başladığım ritüel bazen 22:00’de bazen, 22:30’da çok ender de olsa 23:00’de sona eriyordu. Sanırım bu dönem Deniz’in kendi başına uyumayı öğrendiği dönem, yanında ben olduğum halde, benim rolümün azaldığı ve ona sadece yardımcı olmak adına bulunduğum dönem. Önce emziriyordum genelde uyumuyordu. Sonra ninni söylemeye başlıyordum Deniz de dolanmaya. Arada sarılıp öpüyordum fırsatını buldukça. Sırtına pış pış yapıyordum. O kendi hazır olduğunda pıt diye gidiyordu.

Ancak bu dönem ben olayı tam kavrayamamıştım şimdi anlıyorum. Nedense bende Deniz doğduğundan beri “ya uyutamazsam” diye bir korku vardı. Ne saçma değil mi? Bebek bu, uyumayıp ne yapacak? Eninde sonunda uyuyacak. Ha yarım saat önce ha yarım saat sonra, ama mutlaka uyuyacak! Rahat olsana be kadın, sürekli saate bakıp, “hadi uyu” diye stres yapmasana! İşte burdan sonra bizim ergenlik dönemimiz. 

Gündüz uykularımız 1 kereye düştü, saat 13’de, hiç sapmaz, uykuya gidiyoruz. Bazen 2 saat ama genelde 3 saat uyuyor. Akşam da saat 10’da yataktayız. Anladım ki her gün saatlerine uyarsan, onun programına uygun hareket edersen rahat edersin! Özellikle akşam için programlandı sanki. Ben daha önce esnek davranıyordum bazen 21:00’de bazen 23:00’de götürüyordum çocuğu yatağa. İşte o zaman çocuğun uykusu kaçıyor ve halk arasında “uykusu başına vurmak” deyimiyle tabir edilen şey oluyordu! Buna %100 inanıyorum. Uykusu başına vurduğunda da kuzu istese de uyuyamıyor! O yüzden hep aynı saatte mutlaka yatakta olmak lazım.

Biz mamamızı alıyoruz, içiyor biraz mayışıyor. Sonra emiyor ve arkasını dönüyor. Sırtına vurup pış pış yapıyorum. Sarılıp öpüyorum kokluyorum. En önemlisi ben tadını çıkarıyorum. Sanki bir yoga seansıymış gibi rahatlamayla geçiyor benim için. Arada sevgiden gözlerim doluyor öyle sarılıyor ki etkilenmemek elde değil! Bir o tarafa bir bu tarafa derken pıt bir anda sessizlik, benim odadan çıkma vaktim geliyor. Demek istediğim ben rahat olduğumda, keyif aldığımda yavru da daha çabuk uyuyor. Kısacası onunla herşeyi yapmayı çok sevdiğim gibi Deniz’i uyutmaya bayılıyorum!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s