Ölümle nasıl başedilir?

Masumun kelime anlamı: Kadir Pastutmaz

Sahi ölmek nasıl birşey? Bir gün varsın ertesi gün yoksun.

Böyle bir haber alınca hemen evin her yerine bakmak geliyor içimden. Yatağın altına baksam bulamaz mıyım? Dolapların içinde olamaz mı? Orada değilse, mutfak dolaplarında olmasın sakın? Banyoda küvette? Belki balkonda… Her yeri, evini, işyerini didik didk arasam yok mu yani artık? Gitti mi?

Şimdi yok öyle mi? Daha Cumartesi vardı, konuşuyorlardı hastanede. “Ersoy abi beni Florence Nightingale’e aldıracak, gelirsiniz artık akşam siz de beni ziyarete” diyormuş, bu kadar basitmiş iyi kalpli çocuğun hayattan beklentisi… Bu kadarcık şeyle çok mutlu olacakmış… Gerçek olması çok mu zordu?

Bunu beynin anlaması ne kadar zor. Meyve suyu muyum ben “hüüüp” diye içtiler “bittim” ben? Süt müyüm ben “süren doldu, buraya kadarmış”  diyorlar.  En azından onlar şanslılar ne zaman sürenin dolacağını biliyorlar. Ya insanlar? Ne zaman öleceğimiz belli değilken ne planları yapıyoruz biz allah aşkına? Hayatın umrunda mı senin yaptığın planlar?

Doğarsın, büyürsün, çalışmaya başlarsın, evlenirsin, çocuğun olur, ölürsün… Sıra bu değil miydi? E bu çocuk daha evlenmemişti! Çocuğu da yoktu haliyle, çocuklar için bu kadar deli olurken. Ama öldü… Hak mıydı bu ? Daha sevilmemişti de hakettiği gibi. Sevmişti belki ama sevilmemişti. Hatta belki kara sevdaydı sevgisi… Belki sevilse, yanında her anında elini tutan biri olsa belki birşey de olmayacaktı, belki de hiçbirşey değişmeyecekti.

Dün canımızdan bir parçayı toprak altına bıraktık geldik evimize. Hiçbirşey olmamış gibi yaşamımıza geri dönmeliyiz, beklenen bu! Çünkü hayat akıyor, hayatın umrunda değil kim yaşıyor kim yaşamıyor… Bilerek toprağa dokundum bugün, belki daha gerçekçi gelir bütün olanlar inanırım bu acının gerçek olduğuna. Soğuktu, yabancıydı, o kadar…

Artık biliyorum çocuk büyütmenin ne kadar emek ve sabır istediğini. Annesinin, babasının, ablasının gözündeki acı beni yaktı geçti. Bütün emekler yerle bir olmuştu, bütün umutları solmuştu yarına dair. Gel de yıkılma… Ersoy’a diyorum açıkçası ben onun kadar iyi bir çocuk yetiştiremem, nasıl yetiştirilir bilmiyorum çünkü. O kadar saf, o kadar masum, o kadar içten… Yok mümkün değil.

“Allah sabır versin” ne kadar doğru bir laf… Başka hiçbirşey çare değil çünkü bu acıya. Kafamı duvarlara vursam, kendimi paralasam getiremem o meleği geri.

İyi ki tanımışım böyle bir insanı, ömrüm boyunca da bu kadar iyi bir insan tanıyamayacağım biliyorum. Süre az oldu ama yerin hiç doldurulamaz Kadir’im. Seni çoook özleyeceğim Deniz’imin Kadir amcası, can kardeşim, burnumuzda tüteceksin.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s